Amy Winehouse

Erken yaşta hayatını kaybeden ünlülerin belgesellerini izlemek insanı farklı bir ruh haline sokuyor. Formula 1 Pilotu Ayrton Senna‘nın belgeselinden sonra, Amy belgeselinde de aynı şeyi hissettim, ve keşke ölmeseydi dedim. Böylesine güçlü bir sesi ve söz yazarını kaybetmek müzik dünyası için büyük bir kayıp.

(Filmin giriş sahnesi)

Film Amy’nin gençliğinden görüntülerle başlıyor. Genç yaşta keşfediliyor ve ilk albümünü 18 yaşındayken çıkartıyor. Kendi hayatından şarkılar yazmada çok usta. Onun için söz yazmanın tek yolu yaşadıklarını anlatmak. Buna en büyük iki örnek “Back to Black” ve “Rehab”. Back to Black’teki sözler sevgilisi Blake Fielder ile yaşananlardan sonra ortaya çıkıyor. Şarkıcının yapımcısı Mark Ronson, bu şarkının sözlerinin ve bestesinin 2-3 saatte ortaya çıktığını paylaşıyor. “Rehab” şarkısı da, şarkıcının rehabilitasyona gitmek istememesi üzerine.

They tried to make me go to rehab but I said, ‘No, no, no.’
Yes, I’ve been black but when I come back you’ll know, know, know
I ain’t got the time and if my daddy thinks I’m fine
He’s tried to make me go to rehab but I won’t go, go, go

Amy’nin ailesiyle ciddi sorunları var. Babası Mitchell Winehouse, o 9 yaşındayken ayrılıyor ve Amy ünlü olunca ortaya çıkıyor. Annesi kızına dur diyebilen birisi değil. Babasının evden ayrılmasıyla beraber Amy kafasına göre yaşamaya başlıyor. Babası yıllar sonra kızının yanında olsa da ona “klavuzluk” yapamıyor ve ölümündeki en büyük suçlulardan biri. Özellikle Amy’nin St.Lucia adasında kaldığı dönemde, babası kızı istememesine rağmen program çekimi için sürekli kameramanla geziyorlar.

Amy’nin 2007-2009 yılları arasındaki kocası Blake Fielder, onu kokaine ve esrara alıştıran isim. Amy ona aşık oluyor ve onsuz yapamayacak kadar kötü duruma düşüyor. Çift ayrılsa da tekrar birleşiyor ve daha sonra evleniyor. Daha sonra hapse düşen Blake, Amy ile bağlarını koparınca televizyon programında onun hakkında kötü konuşacak bir kişiye dönüşüyor.

Medya da onun ölümündeki baş sorumlulardan. Winehouse’un sorunlar yaşadığı dönemlerde medyada kötü ve ucuz şakalar yapılıyor, dalga geçiliyor. 2011’de Belgrad‘daki konserinde ise bir darbe de hayranlarından geliyor. Konserdeki seyirciler, sahnede duramayan, şarkı söyleyemeyen şarkıcıya destek olmak yerine yuhluyorlar, ve “Paramı geri verin” diye bağıran izleyiciler var. Oysa ki bu konser Amy’nin zorla götürüldüğü bir konsermiş.

Filmde gülümseten bir iki an da vardı tabii. Amy Winehouse, 2008 Grammy Ödülleri‘nde töreni Londra’dan takip ediyor ve adaylar açıklanırken Justin Timberlake’in albümü için “Albümünün adı bu mu?” diyerek izleyenleri güldürdü. (Albümün adı What Goes Around Comes Around – Ne ekersen onu biçersin diye çevirebiliriz.)

Amy Winehouse’un babasının bu belgesel-film hakkındaki eleştirileri ve dava açmakla tehdit etmesi gayet normal. Çünkü her şey objektif bir şekilde verilmiş. Babasının bu yüzden yeni bir belgesel hazırlığına giriştiği söyleniyor.

Filme kesinlikle gitmenizi tavsiye ediyorum. Şu an gösterildiği sinema salonu çok az, ama fırsatınız varsa kaçırmayın. Son söyleyeceklerim, caz müziğin efsane isimlerinden Tony Bennett‘ın Amy Winehouse’un ölümü üzerine söyledikleri olacak: “Hayat sana nasıl yaşanacağını öğretir aslında… Eğer yeteri kadar yaşamayı becerebilirsen…”

http://www.magazinee.org/galeri/amy-winehouseun-gorulmemis-fotograflari-yayinlandi/